Latif Yılmaz 2020-12-27
1608

Milgram Deneyi

Psikoloji dünyasını alt üst eden bir deneyle karşınızdayım. Milgram Deneyi..

Zamanında Amerika’da Yale Üniversitesi’nde yapılmış olan bu deney bize insanlık psikolojisini en natural biçimde inceleme fırsatı sunuyor. Öyle ki deneyde kullanılan bütün her şey önceden hazırlanmış ve deneklere hiçbir şey belli edilmemiştir. Öncelikle deneyi açıklayalım.

Deney:
Odada bir araştırmacı, denek ve işbirlikçi bulunmaktadır. Araştırmacı emirleri veren taraftır. Denek ise tamamen halktan rasgele seçilmiştir. Araştırmacıdan gelen emirleri uygular. İşbirlikçi ise bütün deneyin farkında olan ama belli etmeyen biridir.

Deneyde odadakileri temsil etmesi için bazı roller konulmuş.
Araştırmacı: Otoriteyi temsil eder. Öğretmene emir verir.
Denek: Öğretmeni temsil eder. Otoriteden emir alır.
İşbirlikçi: Öğrenciyi temsil eder. Öğretmenin dediklerini yapar.

Bu roller olayı daha iyi özetliyor aslında. Zaten normalde de böyle değil mi? Eğitim sistemi öğretmenlere emir verir. Öğretmenler de bunları yerine getirmek şartıyla öğrencileri yönetir.

Bu arada “İşbirlikçi neden var?” diyebilirsiniz. Çünkü aslında deneydeki Öğrenci rolündeki kişi (işbirlikçi) her şeyin farkındadır ve rol yapacaktır. Dolayısıyla denek de bundan haberdar değildir.

Deneyden önce öğretmen rolündeki kişiye elektrik şoku verilir. Bu da elektriğin ne kadar acı verdiğini anlaması için yapılmıştır. Ayrıca öğrenci rolündeki işbirlikçinin kalp hastası olduğu söylenir. Yani öğretmen bundan haberdardır. En nihayetinde deneyde araştırmacı öğretmene bazı kelime çiftleri verir. Daha sonra bunları öğrenciye öğretmesi beklenir. Öğretmen de önce kelime çiftlerini okur daha sonra da her kelime çifti için ilk sözcüğünü söyleyerek diğer sözcüğü sorar. Öğrenci cevabı bildirmek için önünde seçeneklerin olduğu düğmelere basar. Cevap yanlış ise, elektrik şokuna maruz kalır. Ve bu her yanlış cevabında 15’er volt artar. Cevap doğru ise, öğretmen devam eder.

Ayrıca öğrenciye (işbirlikçi) gerçekten elektrik verilmiyordu. Odada önceden yerleştirilmiş bir ses kayıt cihazı sesler çıkarttığı için denek bunları gerçek sanıyordu. Verilen volt arttıkça çıkarılan seslerin yüksekliği de artıyordu. Ve çoğu denek öğrencinin kalbinin sıkıştığını artık devam etmek istemediğini söylemiştir. Bu durumda da hissiz gözüken katı araştırmacı hep şunları tekrarlıyordu.

• Lütfen devam edin.
• Deney devam etmenizi gerektirir.
• Devam etmeniz çok önemli.
• Başka çare yok, devam etmek zorundasınız.

Ve aynı şekilde hâlâ reddeden deneklere sorumluluğun kendilerinde olmadığı tekrarlanır. Ki insanların itaat etmesindeki önemli unsurlardan biri de sorumluluk altında olmadıklarına inandırılmalarıdır.

Sizce deneklerin yüzde kaçı karşısındakinin kalp hastası olduklarını bilmelerine ve ağlamalarına rağmen sonuna kadar gidip (450 volt) deneyi tamamlamıştır?
%65’i deneyin sonuna kadar gitmiştir. Evet yanlış duymadınız.. %65’i emir komuta zincirinde hareket etmiş arada sırada reddedse bile sonua kadar devam edip bir insana işkence edebilmeyi göze almıştır. Hatta ölmesini.. Çünkü ses kayıtları o kadar acı verici geliyordu ki öleceğini bütün denekler düşünmüştür.

Ayrıca bu deney psikoloji dünyasında çokça tartışıldı. Öyle ki 50 yıl sonra aynı deneyi daha modern yollarla uygulayan psikologlar aynı sonuca ulaşmıştır.

Milgram deneyle ilgili şöyle diyor:
_“Sıradan bir vatandaşın, sırf bir deneysel bilim insanı öyle emretti diye, başka bir insana ne kadar acı çektirebileceğini test etmek amacıyla, Yale Üniversitesi’nde basit bir deney düzeneği kurduk. Deneyde katılımcıların başkalarının canını yakmamak yönündeki en kuvvetli ahlaki dürtüleri, amansız bir otorite tarafından kışkırtıldı. Ve kurbanların çığlıkları katılımcıların kulaklarında çınlarken kazanan taraf çoğunlukla otorite oldu.

Araştırmanın sonucunda ortaya çıkan en önemli ve açıklanmaya en muhtaç bulgu, yetişkin insanların bir otoritenin komutlarını sonuna kadar uygulama konusunda aşırı derecede gönüllü olmalarıdır.

Sadece işlerini yapan sıradan insanlar, herhangi bir kişisel husumetleri olmasa bile, korkunç bir yıkım sürecine alet olabilirler. Dahası yaptıkları şeyin yıkıcı etkileri apaçık ortada olduğunda bile temel ahlak standartlarıyla uyuşmayan eylemlerde bulunmaları istendiğinde, çok az insan otoriteye direnebilecek dirayete sahiptir.”
Kaynakça: Khan Academy_

Konuyla ilgili şu videoyu da izlemenizi tavsiye ederim..